Paranın geçmediği ülke Küba! | Küba Tarihi ve Küba Devrimi

Para Kullanılmayan Ülke – Küba Tarihi

Dünyaya yeni yeni kapılarını açmaya başlayan Karayipler’in en gizemli ülkesi, devlet tekelinde bulunan ekonomisi, 12 milyonluk nüfusu ile gizemini koruyan ülke Küba’ya hep birlikte göz atalım.

Küba ; Karayiplerin en geniş yüzölçümüne sahip ülkesidir:                       

Karayipler’de bir ada ülkesi olan Küba, birçok takımadaların yanı sıra, başlıca Küba adasından oluşmaktadır. Küba’nın kuzeyinde Birleşik Devletler, batısında Meksika ve Bahamalar, güneyinde Cayman Adaları ve Jamaika ve güneydoğusundaki Haiti ve Dominik Cumhuriyeti bulunmaktadır.

Küba’da 12 milyonu aşkın insan yaşamaktadır ve Karayipler’de en geniş yüzölçümüne sahip olmanın yanı sıra en kalabalık ada milleti olarak bilinmektedir.

Küba tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısıyla yönetilmektedir. Küba Komünist Partisi’nin (PCC) devlet yönetimindeki ağırlığı 1976 Anayasası’nda belirtilmiş ve 1965’te hazırlanmaya başlanan ve 1976’da halkoyuna sunularak yürürlüğe giren anayasaya göre; yasama yetkisini Halk İktidarı Ulusal Meclisi (Asamblea Nacional de Poder Popular) kullanıyor.                       

Küba’nın ekonomik yapısı Küba ekonomisi sosyalist ilkelere dayanan devlet kontrollünde planlı bir ekonomidir. Son yıllarda özel sektör yatırımları artmakla beraber üretim araçlarının büyük bir kısmı devlet tarafından işletilmektedir.

SSCB Sosyalist Devletler Birliği Sonrası 1992’de dış ticaretinin % 80’ini gerçekleştirdiği ve tarım üretimi için gereken sübvansiyonların sağlandığı Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği’nin (SSCB) çöküşünden sonra oluşan depresif dönemden sonra tarımdan sanayiye geçmiştir.         

               Sosyalist rejimde özellikle önem verilen balıkçılık ve hayvancılık yine önemli üretim kalemlerinden biridir. Turizm son yıllarda yeniden eski canlılığını kazanmış, özellikle Kanada ve Avrupa Birliği’nden gelen turistler sayesinde turizm Küba ekonomisinin itici gücü haline gelmiştir.      

Tarım ve hayvancılık Sosyalist rejimde özellikle önem verilen balıkçılık ve hayvancılık yine önemli üretim kalemlerinden biridir. Turizm son yıllarda yeniden eski canlılığını kazanmış, özellikle Kanada ve Avrupa Birliği’nden gelen turistler sayesinde turizm Küba ekonomisinin itici gücü haline gelmiştir.

             Çin, Kanada, İspanya ve Hollanda Küba’nın en büyük dış ticaret ortağıdır. Kişi başına düşen Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH) yaklaşık 9.900 $’dır. Yaşam standardı hala 1990 öncesindeki seviyeye getirilememiştir. Bunun en büyük nedeni, Sovyetler Birliği tarafından yapılan hibe ve yardımların, Sovyetlerin 1991’de yıkılmasıyla birlikte kesilmesi olarak belirtiliyor.

              Küba’da 2 para birimi bulunuyor birisi CUC, diğeri ise Peso. 1CUC=25 Peso. Günümüz kuruyla hesaplanınca; 1 Küba Pesosu, 0,15 Türk lirasına karşılık geliyor.                     

Para birimi Küba’da 2 para birimi bulunuyor birisi CUC, diğeri ise Peso. 1CUC=25 Peso. Günümüz kuruyla hesaplanınca; 1 Küba Pesosu, 0,15 Türk lirasına karşılık geliyor.

Meslekler arasında maaş farkı yüzde 3 civarında bir garsonun maaşı 20 dolar iken, doktorun maaşı 30 dolar. 1,5 litrelik suya ödeyeceğiniz ücret yaklaşık 2 dolar. İnsanların yaşama koşulları kısır döngü halinde desek pek de yanılmış olmayız. Küba vatandaşlarının evleri var ve devlet her ay gıda ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 40’nı karşılıyor.

Eğitim ve sağlık hizmeti ücretsiz, hava çok güzel olduğu için yakacak ihtiyacı yok. Kübalılar yoksul olmasa da çok iyi şartlar altında yaşadıkları söylenemez. Yaşam pahalı ve insanlar ek iş yapmak zorunda. Sizin olan her şeyde devletin hakkı bulunuyor.

Herhangi bir Karayip ülkesine değil de Küba’ya seyahat edilmesinin başlıca sebebi Fidel & Che efsanesi, Küba’daki komünist düzen, Amerikan ambargosu ve bunun yarattığı “Egzotizm” Buna rağmen sanırım birçok insan kafasında farklı bir Küba resmi çiziyor olacak ki, internet sayfalarca Küba seyahatinde ne kadar zorlandığını anlatan sitemkar yorumlarla dolu.

Küba’da Din       Ülkenin %60’ı Katolik, %5 de Protestan var. %24’ü ateist, geri kalanı da bir kabile dini ve Hristiyanlık’ın karışımı olan “Santeria” inancına sahip.

Vize Durumu     Umumi (bordo) pasaport sahibi Türkiye Vatandaşları, Küba’ya girebilmek için mutlaka Küba vizesi almak durumundalar. Diplomatik (siyah), hizmet (gri) ve hususi (yeşil) pasaport sahipleri ise 180 gün içerinde 90 günü geçmemek şartıyla Küba’ya vizesiz gidebiliyor.

 “La Vida Gorda” : Fat Life

Bu Küba’da çok yaygın bir söylemmiş. İmkanlar sınırlı olduğu için insanlar zorunlu bir dayanışma içindeler. Mesela bizde de eski zamanlarda olduğu gibi mahallede sadece birinin evinde müzik seti olabiliyor, öbüründe scooter, arada birbirlerine işleri düşüyor. Bu da insanların birbirine karşı zorunlu bir tolerans göstermesini sağlamış. Yan komşusu seks işçisi olsa da onu dışlamıyor, çünkü gün geliyor dayanışmak zorunda kalıyorlar, ya da bir komşu onu polise ispiyonlarsa “La Vida Gorda” diyip, birbirlerine küsemiyorlar;  yani “Şartlar böyle, yüz yüze bakmak zorundayız”.

Evlerin rengine devlet karar verip, devlet boyuyor. Bugünse, Küba’da değirmene her zamankinden çok ve hızlı su giriyor. 2006’da yönetime gelen Raul Castro, 2008’de Kübalılara cep telefonu ve DVD sahibi olma hakkı vererek Fidel’den daha yumuşak bir politika izleyeceğinin ilk sinyallerini veriyor. 2010’da ise Kübalı çiftçilerin toprak sahibi olmalarına izin veriyor ve yabancı yatırımcılara kapıları açıyor, ne zamandır iştahla bu fırsatı bekleyen turizm sektörü şu an otel açacak yer kapma derdinde.

Senede Küba’ya 3,5 milyon turist geliyor ve Dünya Bankası’na göre bu rakam çok yakında 10 milyona çıkacakmış! İspanyol, Fransız, Kanada ve İngiltere firmaları her köşeyi satın almışlar bile. Havana’da yürürken her sokakta büyük otel zincirlerinin restore ettiği, üzerinde “2017’de Açılıyoruz, – Kempinski” tarzı panolar görüyorsunuz. Amerika ile ilişkiler tam toparlanmadığı için Amerikan zincirleri 70 mil öteden ağızlarının suyu akarak bakıyorlar muhtemelen. Amerikan firmalarının Küba’ya girmesi hala yasak. Bir yandan pazardaki bütün fırsatlar diğer ülkeler tarafından kapılıyor ve tam da bu sebepten Amerika’nın Küba ile ilişkilerini jet hızlı ile iyileştirmeyi düşündüğü biliniyor. Ben de buraya bir La Vida Gorda kondurmadan geçemeyeceğim. ?

Bununla birlikte 50’lerden beri alt yapısı yenilenmeyen Küba’da ne bu kadar oteli, ne de bu kadar turisti kaldırabilecek bir alt yapı var… Çöplere yetişilemiyor, su alt yapısında kaçak varmış ama sıra ona gelemiyor…

Fidel’in Ölümünden Sonra Küba

Mont Blanc yeni Havana mağazasında 2.000$’lık kalemlerini çoktan satışa çıkarmış bile…  Şehir limanına dev cruiselar zaten uğruyor. Potansiyeli çok yükseltecek 900 milyon dolarlık bir liman projesi başlamış. Tallapiedra Elektrik Santrali’ne Londra’nın Tate Modern’i gibi bir galeri yapılıyor, Nico Lopez Rafineresi bir bilim merkezi olacakmış.

Yabancı şirketler Küba pazarından pay kapma yarışında. Özel işletmelerin önü açılınca yurtdışında yaşayan Kübalılar da ailelerine mal mülk almaları, yatırım yapmaları için yüklü paralar yollamaya başladı. Artık turizmcilikle uğraşan yerlilerin de gözü açılıyor. Anlayacağınız para hem devlete, hem de halka akmaya başlamış vaziyette. Değişim kaçınılmaz.

Kübalıların Yurtdışına Çıkma Yasağı

2012’deyse hayal bile edilemeyen bir gelişme oluyor ve 50 yıldır süre gelen Kübalıların yurt dışına seyahat yasağı (daha önce sadece akademik, sanat, müsabaka gibi görev amacıyla gidilebiliyordu) kalkıyor.

İnternet – İnternete erişim hala çok sınırlı, evlerde yok, ücretleri de erişelebilir değil. Saatine 1,5 Euro vererek ve sadece topluma açık, otel ve park gibi belirli alanlarda kullanılabiliyor. Koskoca Havana’da bile internete girilebilen sadece 5 park var. İnternetten bir şey izleyebileceğin kadar hızlı olsa da Whatsapp aramalarına izin vermiyor. Bu arada sizin telefonunuza GSM şirketi internet veriyor, ama Kübalılara yok.

Comités de Defensa de la Revolución (CDR) – Devrimi Koruma Komitesi – Her mahallede Devrimi Koruma birimlerinin birkaç amacı var: Yaşlılara destek olmak, sokak partileri & eğlenceler düzenlemek, sosyal güvenlik ile ilgili konuları asiste etmek ve tabi ki sivil itaatsizlik ve devrim karşıtı aktiviteleri devlete raporlamak. Komite üyeleri genelde her ailede en az bir kişi olacak kadar yaygın.

Kübalılar Komünist Rejim, Devrim, Fidel ve Che İle İlgi Ne Düşüyor?

İspanyollar’ın Afrika’dan getirdikleri köleleri katolik yapmak için verdikleri çaba sonucunda ülkenin %60’ı Katolik olmuş, %5 de Protestan var. %24’ü ateist, geri kalanı da bir kabile dini ve Hristiyanlık’ın karışımı olan “Santeria” inancına sahipler.

Nijerya’dan getirilen köleler, Küba’ya beraberlerinde, Antik Yunan inancında olduğu gibi, bir sürü tanrının olduğu Yoruba inancını getirmişler. Ancak İspanyollar köleleri zorla vaftiz ederek, Hristiyan yapmış, ve Yoruba’yı da yasaklamışlar.

Köleler, İspanyollara itaatkar görünmek için Hristiyanlığın azizlerini ve ikonlarını, Yoruba inancından tanrılarla eşleştirmiş, ve onlara dua etmeye başlamış. Yani örneğin, kilisede John Baptist’e dua ediyor gibi görünüyor ama içinden aslında Yoruba’nın rüzgar tanrısı ile konuşuyormuş. Yüzyıllar içinde bu iki inanç birbirleriyle içi içe geçmiş ve yeni bir din olan Santeria’ya ortaya çıkmış. Santeria trans, ritüel dansı, Hristiyan ikonları gibi farklı adetleri bir çatıda toplar. Evlerde yukarıdaki resimdeki gibi zenci bebekler, ya da siyahi İsalar görmek mümkün.

 “This is Cuba”

Küba’da işler genelde böyle işliyor: LARGE. Ulaşım, araba kiralama vs gibi çoğu işletme devletin tekelinde ve çalışan memurlar da biraz eşeği türkü söyleyerek arama modundalar. İçeride telefon yırtılıyor çalmaktan, abiler rahat. Komşusu Jamaika’dan daha rastafariler.

Motosiklet kiraladığımız yerin kapısında 5’e kadar açık diyordu ama gittiğimizde 12’den 4’e kadar kimse yoktu. Abi kafasına göre eve siestaya gitmiş. E, bizim otobüs de 3’te. Scooter’i geri vermek lazım, teslim alacak adam yok. N’olacak? Otobüsü mü kaçıracaksın, scooterın depositosu ile vedalaşıp otobüse mi bineceksin?…

Aynı şekilde bazen otobüsler durağa bir saat kadar erken gelip, saati beklemeden gidebiliyor. O yüzden tüm otobüs istasyonlarına bir saat erkenden gidip beklemeniz gerekiyor. Çoğu yere günde bi sabah bi de öğlen otobüsü var. O kadar. Yani Küba’ya gidecekler, işleyişe güvenip de sonra açıkta kalmasınlar, sağlamcı takılmakta fayda var.

Her işte işleyiş böyle; bir sistemsizlik var. İsyan edersen cevapları hep aynı “This is Cuba”.

CIA’in Fidel’e 600 kere süikast düzenleyip başarısız olduğu, ülkeye bir kere işgal operasyonu düzenlediği, Amerika’nın Küba’ya 57 yıldır ambargo uyguladığı gibi bir gerçek varken Kübalıların Amerika sevgisi karşısında şaşırdık. Üzerine Amerikan tshirti giyip gezenler bile var. Acaba rejim karşıtılar mı diyorsun, muhabbet edince “Viva Che, Viva Fidel Castro” diyorlar.

Belki de Amerika’da 2.2 milyon Kübalı yaşadığı ve neredeyse her Kübalının orada bir ailesi olduğundan (ülkenin nüfüsü 11.3 M, artık siz oranlayın) genelleme yapacak olursak bir şekilde toplumlar arası küslük yok.

Amerika’nın Küba Ambargosu

Çok tartışılan bu yaptırımları Obama gevşetti ama henüz tam ne Küba, Amerika şirketlerine ekonomisini açıyor, ne de Amerika Küba’ya tam anlamıyla seyahat yasağını kaldırmış durumda.

Enteresan bir şekilde ambargonun kalkmasına en çok karşı çıkanlar da Amerika’da yaşayan Kübalılar. Gariptir ki ambargonun amacına ulaşmadığı konusunda hemfikirler ama bir yandan da ambargo sürsün istiyorlar. Şimdi Fidel’den sonra, ipler 2018’e kadar Raul’da. Bakalım ilişkiler nasıl şekillenecek…

                                    Başkent Havana’da evlerini kiraya veren yerlilerin günlük kazançları bir aylık maaşlarından fazla olduğu için çoğu insan turizm sektörüne akın ediyor. Her sene Küba’ya 3 buçuk milyon turist geldiği biliniyor. Başkentte 1 gece konaklamanın kahvaltı dahil fiyatı ortalama 25 euro.

                               

Paranın geçmediği ülke Küba! | Küba Tarihi ve Küba Devrimi

administrator

Related Articles

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir